Hürriyet’in yanına iki şey çok yakışır, Türkiye ve Akdeniz...
Hürriyet’in Akdeniz’le aynı kundakta belendiği günleri hatırlamıyorum. Ben o zamanlar Akdenizsiz bir hürriyetin peşinde 20 yaşındaydım. Kendisiyle ilk kez o 7 yaşında taze bir okul çocuğuyken tanıştık. Hatta kendisini -bir gazetenin olmazsa olmazı- karikatürle öğrencilerim ve ben tanıştırdım.
Cep telefonunun mücevher olduğu günlerdi, bugünkü fabrikalar atölye, mimar ağabeyler yeni mezun delikanlı, moda deyimiyle jewellery center’lar sarraf, ajans sahipleri müşteri temsilcisi, grafikerdi. Hani pireler berber, develer tellal misali, markalar masaldı henüz uydurulmuş ve daha dillenmemiş. 20 yıl olmuş çalışanlar yöneten, yönetenler duayen, dükkanlar shopping center, sokaklar cadde olalı.
Kalitenin, devamlılığın, ciddiyetin, cesaretin ve bir şehrin azizi olmanın başında bir bekçi gibi 20 yıl beklemiş Hürriyet Akdeniz.
20 yıl bir anagazetenin içinden, ekmeğin ve sütün ardından o çıkmış. Ekmek ve süt amma metafor oldu değil mi? Yani Hürriyet gibi bir ananın karnından çıkmak için, süt gibi ak, ekmek gibi sıcak ve emekli bir nesne olmak lazım.
20 yıl onu kapının önünden bir çift kanat gibi alıp, Akdeniz’e gökyüzünden bakmışız. “Evin yeşilini çaldılar” diye bağıra çağıra uyandırmış bizi, bir gün sokakları pırıl pırıl yaptırmış, bir gün dedikodu kazanında egolarımızı şişirmiş, reklamcının hayali boyamış bir sayfasını, sarhoşun narası, vatandaşın aryası, polisin mavisi, bürokratın son sürprizi... Ulan iyi ki varsın demişiz.
Haşarı büyüklere başarı hikayeleri anlatmış, yola getiremese de yola davet etmiş. Telefonlar yağdırtmış bazen, arada bir de kendisine; Ee aranmak sorulmak ister o da. Kırdığı da olmuştur elbet ama küstürmemiş benim bildiğim. Zor olsa gerek; hani kimya oldu ya aşk, beheri üç yıldan. Yedi aşk eder neredeyse, bir şehirle bir yastıkta (kocamamış)...
Şimdi yarım ‘acı kahve’ hatırına, tam 20 yıla ermiş. Bizim mahallenin efendi kızı, Hürriyet abinin küçük kardeşi “Akdeniz”. Dileğimiz böyle güzel büyüsün, böyle fettan, böyle akıllı, çalışkan. Bereketli bir ‘ana’ olsun o da. Gazeteler sol iç ceplere benzer; kalem taşır bir de cüzdan ve en altta bolca vicdan. Vazgeçmesin hanım kızımız hiçbirinden...
Doğum günü çocuğuna sitem etmek olmaz, elimizde büyüdü ve elinde büyüdük. Kim bir dünya öğrenmemişki yavrusundan...
Cihan İŞBAŞI / Yaratıcı Yönetmen
Akdeniz Reklamcılar Derneği Başkanı










